Suriye’de Fransız Şeytanlığı / Rabler Üretmek ..
Bismillah, hamd Allah’a, salat ve selam Efendimiz Muhammed Resûlullah’a, âline, ashabına ve ona tâbi olanlara olsun.
Rabler Üretmek
Aşağıda, dedem Şeyh Muhammed Ali Meş’al’in (Allah rahmet eylesin), güvenilir kimselerden naklettiği ve 1938 yılı civarında, 14 yaşlarındayken yaşanan olaylara dair anlattıklarını aktarıyorum. Bu olaylar, Fransız mandası altındaki Suriye’de Mürşidîlik dininin oluşturulmasıyla ilgilidir. Dedem bu rivayetini şahsi hatıralarında ve Nusayrîlerin inançlarına dair yazdığı risalede kayda geçirmiştir.
Fransız danışman ve beraberindekiler, Nusayrîler ve İsmailîler üzerine bir inceleme yaptılar. Araştırmalarında, bu toplulukların inançlarında hulûl (Tanrı’nın insan bedeninde tecellisi) ve tenasüh (ruh göçü) bulunduğunu öğrendiler.
Nusayrî inancına göre, Hz. Ali (r.a.) Tanrı’nın zuhur ettiği kişi olarak kabul edilmekteydi. Ayrıca, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Zeynel Abidin, Muhammed Bâkır, Cafer-i Sâdık, Musa Kâzım, Muhammed Cevâd, Muhammed Hâdî, Ali Rızâ, Hasan Askerî ve Muhammed Askerî zahirde imam, batında ise ilah olarak görülüyordu. Son imam olan Muhammed Askerî’nin gözlerden kaybolduğu inancı hakimdi.
Bu nedenle Fransızlar, halkın kendisine rab diyeceği yakışıklı, zeki ve uygun birini bulma konusunda titiz davrandılar.
Fransızların İsmailîler Üzerindeki Etkisi
Fransızlar, İsmailîlerin yedi imam inancını benimsediklerini öğrendiler. Onlara göre yedi imam şunlardı:
1. Hz. Ali
2. Hz. Hasan
3. Hz. Hüseyin
4. Zeynel Abidin
5. Muhammed Bâkır
6. Cafer-i Sâdık
7. Musa Kâzım yerine, Cafer-i Sâdık’ın oğlu İsmail
Bu sebeple, Fransızlar Ağa Han’ı getirerek İsmailîlerin rabbi olarak tayin ettiler. Böylece Ağa Han, Selmiye’de İsmailîlerin ibadet ettiği bir rab haline geldi. Daha önce İsmailîlerin, her yerde hazır ve nazır olan “İmam-ı Zaman” için yaptıkları dua kaldırıldı ve Ağa Han’a ibadet edilmeye başlandı. Selmiye ve çevresinde bu değişiklik kabul görse de, Masyaf bölgesi eski inancını koruyarak İmam-ı Zaman’a ibadet etmeye devam etti.
Fransızların Nusayrîler Üzerindeki Etkisi
Fransızlar, Nusayrîlerin yaşadığı dağlık bölgeyi “Alevi Dağları” olarak adlandırdılar ve Nusayrîleri “Alevi cemaati” olarak isimlendirdiler.
Bu sırada, Fransız yetkilileri Cübeyt Bargal köyünden Salman Faysî adlı birine rastladılar. Salman, yakışıklı, düzgün fizik yapısına sahip ve zeki bir gençti.
Onu yanlarına alarak Lazkiye’ye götürdüler ve kendi amaçları doğrultusunda kullanmak üzere ajan olarak görevlendirdiler. Salman’a, çevresindeki insanlarla ve özellikle kendi aşiretinden olanlarla sıkça iletişim kurması talimatı verildi. Ayrıca, kendilerine hizmet edenleri iş sahibi yapacaklarını söylediler. O dönemde Nusayrîler oldukça fakir bir topluluktu.
Salman Faysî, kendisine verilen bu görevi büyük bir şevkle yerine getirdi. Kendi aşiretinde ve çevre köylerde büyük bir itibar kazandı. Kim iş isterse, maddi destek veya makam talep ederse, talepleri hemen karşılanıyordu. Böylece herkesin güvenini kazandı ve geniş bir takipçi kitlesi edindi.
Salman Faysî’nin İlahlaştırılması
Ayın karanlık evresine denk gelen bir gece, Fransız yetkililer ve destekçileri Salman Faysî’nin köyünde önemli bir toplantı düzenledi.
Toplantı gece karanlığında gerçekleşti, lambalar söndürüldü. Salman Faysî, yüksek bir yere -muhtemelen bir masanın üzerine- çıkarıldı ve “Rabbin tecellileri” adı altında bir gösteri yapıldı.
O dönemde elektrik yaygın değildi. Salman’ın yüzünün yanlarına ve omuzlarına düğmeler yerleştirildi. Elektrik açılınca, ışıklar yüzüne ve omuzlarına vurdu ve etrafındaki herkes -Fransız yetkililer dahil- secdeye kapanarak yüksek sesle, ‘Duhulke ya Rab!’ (Sana sığınıyoruz ey Rab!) dediler.
Bu olayın ardından Salman Faysî’ye “Salman el-Mürşid” unvanı verildi ve kendisine rab olarak tapınılmaya başlandı. Böylece, Nusayrî toplumunun yaklaşık üçte biri -özellikle kendi aşireti- ona tâbi oldu.
Mürşidîliğin Yayılması ve Silahlandırılması
Salman el-Mürşid’in liderliğinde yeni inanç yayıldı ve bu hareket için büyük mali destek sağlandı.
• Benaviyye kabilesi tamamen yeni dine girdi.
• Kalayziye (şafağa tapanlar) mezhebinden bir grup yeni inancı benimsedi.
• Mevâhisâ (güneşe tapanlar) mezhebinden daha büyük bir grup ona katıldı.
• Toplam mürit sayısı 200 bine ulaştı.
Bu topluluğa ciddi miktarda silah ve mühimmat verildi. Fransızların planına göre:
1. Suriye’de büyük bir darbe yapmaları sağlanacak,
2. En azından Alevi Dağları’nı bağımsız bir devlet olarak ilan etmeleri hedeflenecekti.
Fransızlar, Suriye’den çekilmeden önce bu düzenlemeleri tamamladı. Suriye’den resmen 17 Nisan’da Batı’dan, 4 Nisan’da Doğu’dan ayrıldılar. Bu tarihler, Nusayrîlerin kutsal günleri olup, Suriye’nin bağımsızlık bayramı olarak kutlanması onların bayramına denk getirildi.
Ve Allah en iyisini bilir.
Kaynak:
Şeyh Muhammed Ali Meş’al’in Kişisel Hatıraları
Kaynak Linki: 👇
http://www.mashal.ws/muthakirat
Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
20.02.2025 Üsküdar
بسم الله والحمد لله والصلاة والسلام على سيدنا محمد رسول الله وعلى آله وصحبه ومن والاه.
صناعة الأرباب
أنقل فيما يلي ما يحكيه جدي الشيخ محمد علي مشعل رحمه الله عن الثقات من أحداث وقعت عندما كان عمره نحو ١٤ سنة حول عام ١٩٣٨م في صناعة الديانة المرشدية في سورية تحت الانتداب الفرنسي. وقد أثبت روايته بين مذكراته الشخصية والرسالة التي ألفها في عقائد النصيريين.
قام المستشار الفرنسي ومن معه بدراسة موضوع النصيريين والإسماعيليين، وعرفوا أن في عقيدتهم الحلول وأن الله في علي رضي الله عنه قد ظهر، وأن في عقيدتهم التقمص وتناسخ الأرواح.
وأن سيدنا الحسن وسيدنا الحسين بعده وزين العابدين ومحمد الباقر وجعفر الصادق وموسى الكاظم ومحمد الجواد ومحمد الهادي وعلي الرضا والحسن العسكري ومحمد العسكري أئمة في الظاهر، آلهة في الباطن، وأن محمد العسكري اختفى عن الأنظار. ولذا فقد حرصوا على وجود شخص وسيم يتمتع بذكاء ويصلح لأن ينادى به ربا.
وعرف الفرنسيون أن الإسماعيليين يقولون بالأئمة السبعة، لأن الأئمة سبعة: (علي، والحسن، والحسين، وزين العابدين، ومحمد الباقر، وجعفر الصادق، والسابع: إسماعيل بن جعفر الصادق بدل موسى الكاظم)، وإليه تنسب الإسماعيلية. فأتوا بآغا خان ونصبوه رباً للإسماعيليين في سلمية، وتجاوب أمَّار سلمية معه، وأصبح رباً يعبد بدلاً من (إمام الزمان الحاضر في كل مكان). وألغيت الصلاة التي كانت من قبل لإمام الزمان الحاضر في كل مكان الغائب عن الأنظار، وهذا في سلمية وما حولها، وأما مِصْيَاف فبقيت على حالها تصلي لإمام الزمان الحاضر في كل مكان.
وبينما يتجولون في جبال النصيريين، التي سموها جبال العلويين، وأطلقوا على الطائفة النصيرية الطائفة العلوية مروا بجوبة برغال فتعرفوا على سلمان فيسي، ووجدوا فيه بغيتهم، فأخذوه معهم إلى اللاذقية. وهو جميل الصورة معتدل القامة، تظهر عليه علائم الذكاء.
واتفقوا معه على أن يكون عميلاً لهم، يستخدمونه لأغراضهم، وطلبوا منه أن يكثر الاتصال بالناس، وبخاصة أبناء عشيرته وأبناء القرى القريبة وعرضوا عليه أنهم يوظفون من يقدم لهم، والشعب النصيري فقير جداً.
وقد قام سلمان فيسي بهذا الدور بنشاط عجيب، فأصبح زعيماً محبوباً في عشيرته ومن يقاربهم من القرى. ولا يطلب منه أمر يتعلق بالتوظيف أو المساعدة بالمال أو بالجاه أو بالنصرة إلا سارع لتنفيذه فالحاجات عنده مقضية، وبذلك نال ثقة الجميع وتأييد الجميع.
وفي يوم المحاق آخر الشهر دعا الفرنسيون وأنصارهم إلى اجتماع هام بعد العشاء، والاجتماع في نفس بلد سلمان فيسي، وفي الظلام أطفئت الأنوار وصعد سلمان فيسي على مكان عال أو طاولة ونودي تجليات ربانية. ولم تكن الأبيال معروفة ولا الكهرباء، ووضعت الأزرار على جانبي وجهه وعلى كتفيه، وفتحت الكهرباء وخر الجميع بما فيه المستشار الفرنسي ومن معه ساجدين قائلين بصوت واحد: دخلك يا رب وكررت مرات ومرات، وأطلق عليه سلمان المرشد بدل سلمان فيسي. فنصبوه رباً، وسموه سلمان المرشد، فاتبعته ثلث الطائفة تقريباً ومنهم عشيرته.
وتنامت الدعوة ووضعت لها الأموال اللازمة فدخلت البناوية بكاملها في الدين الجديد ثم دخل بعض الكلازية (أي الذين يعبدون الفجر)، وعدد أكبر من المواخسه (الذين يعبدون الشمس) حتى بلغ العدد مائتي ألف.
وأعطوا من السلاح والعتاد ما يكفي للقيام بانقلاب خطير وعلى الأقل أن يعلنوا استقلالهم بجبال العلويين عند خروج الفرنسيون.
وطبقاً للمخطط خرج الفرنسيون من سورية في ۱۷ نيسان غربي و ٤ نيسان شرقي وهو عيد عند النصيريين ليكون احتفال سورية بعيد الجلاء في عيد النصيريين.
والله أعلم
المذكرات الشخصية للشيخ محمد علي مشعل
http://www.mashal.ws/muthakirat