Suriye Geçici Anayasa Beyanname Taslağı ..
Suriye’nin Geçiş Dönemi Anayasa Beyannamesinin Tam Metni
Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, bugün (13 Mart Perşembe) Anayasal Beyanname taslağını imzalayarak, bu belgeyi geçiş dönemi boyunca ülkenin anayasa beyannamesi haline getirdi. İşte geçici anayasa beyannamesinin açıklayıcı notunun tam metni:
Sayın Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı,
Önünüze geçici anayasa beyannamesi taslağına dair bir bilgilendirme sunuyorum.
Geçici Anayasa Beyannamesinin Meşruiyeti
Suriye’nin mübarek devrimi, 8 Aralık 2024 tarihinde büyük bir zaferle taçlanarak Suriye’de yeni bir dönemin ve tarihin kapılarını aralamıştır. Bu bağlamda, 29 Ocak 2025’te düzenlenen “Suriye Devrimi Zafer Beyannamesi Konferansı”, insan iradesini kısıtlayan ve özgürlüğünü engelleyen tüm sistemleri ortadan kaldırarak, eski siyasi rejimin ve ona bağlı anayasal düzenin sona erdiğini ilan etmiştir. Aynı zamanda, 2012 Anayasası ile bu anayasadan doğan yetkiler ve partiler feshedilmiş, böylece yeni bir siyasal ve toplumsal yapı oluşturulmuştur. Bu konferans, halk tarafından Cumhurbaşkanı seçimini gerçekleştirmiş ve ülkeyi yönetme görevini yeni lidere tevdi etmiştir.
Yeni yönetim, her ne kadar zor şartlar altında bulunsa da, halk iradesine dayalı bir meşruiyetin tesis edilmesini en öncelikli mesele olarak görmüştür. Bu çerçevede, 25 Şubat 2025’te yayımlanan Ulusal Diyalog Konferansı Sonuç Bildirgesi, mevcut durumdan bizi ulaşmamız gereken noktaya taşıyacak bir değişim ve geçiş sürecine vurgu yapmıştır. Bu süreç, eski hukuki sistemin ortadan kaldırılmasını (başta önceki anayasa olmak üzere) ve onun yerine, Suriye halkının değerlerinden beslenen yeni bir hukuk düzeninin inşasını ihtiva eden iki temel merhaleden oluşmaktadır. İşte bu bağlamda, geçiş döneminin işleyişini sağlayacak anayasal çerçevenin belirlenmesi amacıyla birtakım kurallar oluşturulması gerekliliği ortaya çıkmıştır.
Bu doğrultuda, Cumhurbaşkanı 2 Mart 2025’te bir kararname çıkararak geçiş dönemini düzenleyecek Anayasa Beyanname taslağını hazırlamak üzere bir komisyon kurulmasını emretmiştir.
Anayasa Beyannamesi, meşruiyetini devlet organlarının işleyişini düzenlemesi gereken gerçekçi bir zorunluluktan almakta olup, aynı zamanda zafer beyannamesinin ilanıyla ilk anayasal temellerin atılmış olması ve Ulusal Diyalog Konferansı sonuçlarının, halkın gerçek bir meşruiyet zeminine kavuşmasını sağlayacak bir başlangıç noktası oluşturması esasına dayanmaktadır.
Şekil ve Yapı
Komisyon, kendisine verilen görevin ilk anından itibaren çalışmalarına başlamış ve Suriye’ye ve halkına sadakatle hizmet etmeyi ilke edinerek verimli tartışma ortamı içerisinde, fikir ve deneyim alışverişiyle süreci yürütmüştür. Komisyon, çalışmalarını tam bir özgürlük ortamında ve herhangi bir kısıtlama olmaksızın gerçekleştirmiştir.
Komisyon, Geçici Anayasa Beyannamesini bir giriş ve dört ana bölüm halinde düzenlemiştir:
• Birinci Bölüm: Genel Hükümler (11 madde)
• İkinci Bölüm: Haklar ve Özgürlükler (12 madde)
• Üçüncü Bölüm: Geçiş Dönemi Yönetim Sistemi ve Yetkiler (24 madde)
• Dördüncü Bölüm: Son Hükümler (6 madde)
1- Genel Hükümler
Anayasalar, devletin ismini ve kimliğini umumi hükümler içinde belirlemek konusunda hemfikirdir. Suriye devleti ismi ve kimliği, 1920 Anayasası’ndan itibaren belirlenmiş olup, bu durum sonraki anayasalarla da devam etmiştir ve bu şekilde halk arasında bir anayasal gelenek halini almıştır. Bu yüzden komite, Suriyelilerin devletin kurulmasından bu yana benimsediği geleneği değiştirmemiştir. Komite, devletin isminin ve kimliğinin değişmeyecek bir anayasa geleneği oluşturduğuna inanarak, değiştirilmemesini savunmuştur. Bu nedenle, devletin adı “Suriye Arap Cumhuriyeti” olarak kalmıştır.
Devletin başkanının dini ise İslam olarak korunmuştur. Bu madde, dini belirlemek isteyenler ile buna karşı çıkanlar arasındaki anlaşmazlıkları çözme amacıyla, başkanın dininin belirlenmesine karar verilmiştir. Ayrıca, İslam hukuku, Suriye’nin temel yasal kaynaklarından biri olarak kabul edilmiştir. Bu, Suriye’nin sahip olduğu değerli bir miras olup, buna saygı gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Milli bir bakış açısıyla, devletin toprağının ve halkının birliğini koruma sorumluluğu da vurgulanmıştır. Çeşitliliğin yönetilmesi ve tüm Suriyelilerin kültür ve dil haklarının korunması, vatandaşlık temelli bir devlet anlayışı çerçevesinde ele alınmıştır.
Yine, yeniden yapılanma ve ordu ile güvenlik kurumlarının yönetimi konuları da düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler, iç ve dış güvenliğin sağlanması ile insan hakları ve özgürlükleriyle uyumlu olmalıdır.
2- Haklar ve Özgürlükler
Anayasa, özgürlüklerin temellerini atma ve onları şekillendirme kanunudur. Gayesi, özgürlükleri düzenlemek ve halkın hakları ile özgürlüklerini garanti altına almak için etkin bir çerçeve sunmaktır. Bazı anayasa hukukçuları, halkının özgürlüğünü korumayan bir anayasaya sahip devletin, aslında gerçek bir anayasası olmadığını savunmaktadırlar.
Bu anlayışla, geçiş dönemindeki belirsiz güvenlik ve siyasi durumlara rağmen, haklar ve özgürlükler için özel bir bölüm ayrılmıştır. Bu bölümde, içtimai güvenlik ve özgürlük arasında denge kurulmaya çalışılmış, geçmişteki baskıların haklar ve özgürlükler üzerindeki etkileri göz önünde bulundurulmuştur.
İlk madde, Suriye Arap Cumhuriyeti’nin, devlet tarafından onaylanan insan hakları sözleşmelerine bağlı kalacağına dair bir taahhüt sunmaktadır. Bu, Suriye’nin tarihinde, önceki rejimin yalnızca uluslararası sözleşmeleri imzalayıp ancak bu sözleşmelere uymaması nedeniyle bir dönüm noktasıdır.
Anayasada, ifade özgürlüğü, medya, basın, özel hayatın korunması gibi haklar geniş bir şekilde düzenlenmiş ve özgürlükler arasında denge sağlanmıştır. Ayrıca, siyasi katılımın, eski rejimin aksine, hak olarak kabul edilmesi gerektiği vurgulanmış ve bunun için yeni bir yasaya ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir.
Mülkiyet hakkı da korunmuş, geçmişteki ihlallerden sonra bu hakkın güvence altına alınması gerektiği ifade edilmiştir. Kadınların toplumdaki yerinin güçlendirilmesi amacıyla, kadınların çalışma, eğitim alma, sosyal, ekonomik ve siyasi haklarının garanti altına alınması gerektiği belirtilmiştir.
Son olarak, özgürlüklerin sınırlarının belirlenmesi amacıyla, her toplumun özgürlüklerin düzenlenmesine yönelik bazı sınırlamalara ihtiyaç duyduğu vurgulanmıştır. Aksi takdirde özgürlükler kaosa dönüşebilir.
3. Geçiş Döneminde Hükümet Sistemi
Suriye halkı, daha önce Cumhurbaşkanının diğer tüm yetkiler üzerinde tahakküm kurmasından büyük zarar görmüştür. Cumhurbaşkanının anayasa metnine dayalı olarak bu gücü kullanması, bozulmuş siyasi sistemlere yol açmış ve 1958 yılından itibaren Suriye’deki önceki yönetimler, seçtikleri siyasi sistemin özelliklerine sadık kalmamıştır. Eğer yarı başkanlık sistemi seçilmişse, başkanlık makamına, sistemin kendisinin sunduğundan daha fazla yetki verilmiştir. Bu da, bu sistemin özelliklerini saptırarak, kuvvetler ayrılığı ilkesine açık bir saldırı oluşturmuştur.
Bu nedenle, bizim ilk görevimiz, siyasi sistemi anayasal çerçevesine oturtarak, siyasi sistemin özelliklerine sadık kalmaktı. Kuvvetler ayrılığının Suriye’nin önceki siyasi sistemlerinde eksik olması nedeniyle, biz de bu geçiş döneminde tam bir kuvvetler ayrılığına gitmeyi tercih ettik.
Yasama Yetkisi
Yasama yetkisi, Halk Meclisi tarafından yürütülmektedir.
Cumhurbaşkanına, zafer konferansı tarafından Halk Meclisi üyelerini seçme yetkisi verilmiş olmasına rağmen, komite bu dönemin tabiatı gereği tam bir seçim ortamının sağlanamadığını göz önünde bulundurarak, üyelerin halk tarafından seçilmesini uygun görmüştür. Ancak, kadının ya da nitelikli kişilerin temsil eksikliklerini giderebilmek için Cumhurbaşkanı, üyelerin üçte birini atama yetkisini saklı tutmuştur. Bu, meclisin biraz bağımsız olmasını sağlar ve aynı zamanda atanan meclis üyelerinin görevden alınması veya istifalarının kabulü gibi işlemler yine meclis tarafından yapılacaktır.
Halk Meclisi, yasama yetkisini tamamen ve tek başına kullanacak ve aynı zamanda genel af ilan etme yetkisine sahip olacaktır. Bakanların dinlenmesi için oturumlar düzenleme hakkı da meclisin elindedir. Tüm bunlar, kuvvetler ayrılığını pekiştirmek amacıyla yapılmıştır.
Yürütme Yetkisi
Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı tarafından yürütülür ve Cumhurbaşkanına, görevlerinde yardımcı olmak amacıyla bakanlar atanır. Geçiş dönemi için yürütme yetkisinin Cumhurbaşkanı’na verilmesi, bu dönemdeki zorluklarla başa çıkmak için hızla hareket edebilme gerekliliğinden ötürü uygun bir tercih olarak görülmüştür. Ayrıca, bakanın Cumhurbaşkanı ile doğrudan ilişki kurması, onun hareket alanını genişletir ve başkalarının müdahalesini engeller.
Özel yetkiler kapsamında ise, Cumhurbaşkanına yalnızca bir olağanüstü yetki verilmiştir; bu da olağanüstü hal ilanıdır. Önceki Suriye rejimleri, Cumhurbaşkanına olağanüstü durumlar için çok daha fazla yetki vermişti, ancak bu yeni anayasa, olağanüstü halin süresi ve onayı için Halk Meclisi’ne başvurulmasını öngörmektedir.
Yargı Yetkisi
Halk, adalet arayışıyla yargıya başvurur. Yargının önünde herkes eşittir; gücü nedeniyle kimse korkutulmaz ve zayıflığı nedeniyle kimse haklarından mahrum edilmez.
Hakimler, halkın vicdanı, iradesinin sembolüdür ve doğruyu ve adaleti yükseltme görevi onlara verilmiştir. Yargı kararları, insanları doğru yolda yönlendiren ışıklardır.
Bu nedenle, anayasa, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını güvence altına almış ve önceki yönetimlerin çokça kullandığı olağanüstü mahkemelerin kurulmasını yasaklamıştır. Yargıçlar üzerinde yalnızca yasanın egemenliği vardır.
Suriye devleti, uzun zamandır çift yargı sistemine (idari ve sıradan yargı) sahiptir, bu yüzden bu anayasa, bu yargı geçmişini korumaktadır. Geçiş dönemi boyunca tek bir yargı sistemine geçmek, bazı zorluklar oluşturabilir.
Ayrıca, mevcut Anayasa Mahkemesinin kaldırılmasına karar verilmiş ve Cumhurbaşkanına yeni bir Anayasa Mahkemesi kurma yetkisi verilmiştir. Yeni mahkeme, önceki yasal çerçeveye dayanarak görev yapacak, yeni bir yasa çıkarılıncaya kadar geçici olarak bu şekilde faaliyet gösterecektir.
4- Son Hükümler
Geçmişi şiddetle dolu, insan hakları ihlallerinin yaygın şekilde yapıldığı toplumlarda, bu ihlallerin tanınması, tekrarlanmasının engellenmesi, adalet taleplerinin karşılanması ve içtimai yapının yeniden inşa edilmesi gibi önemli sorular ortaya çıkar. Bu tür topluluklar, kendilerini bu zorlu mirasa karşı nasıl inşa edeceklerini belirlemek, barış inşa etmek ve sürdürülebilir bir çözüm sağlamak için çeşitli araçlar geliştirmeye çalışırlar.
Geçiş dönemi adaleti, toplumların böyle bir mirasa nasıl başa çıkacaklarını başarmalarına yardımcı olmayı amaçlayan bir sistemdir ve bu hedefe ulaşmak için farklı araçlar geliştirilmiştir.
Suriye halkı, modern tarihteki en büyük belgelenmiş insan hakları ihlalleriyle karşı karşıya kaldığından, geçiş dönemi adaletinin metne dahil edilmesi, genel olarak Suriye halkının, özel olarak da ulusal diyalog konferansındaki Suriye halkının talebi olmuştur.
Geçiş dönemi adaletinin anayasal bir düzenlemesi, iki maddede yapılmıştır. İlk madde, geçiş dönemi adaletini sağlamak için gerekli bir dizi önlem ihtiva etmektedir. Bunlar, olağanüstü yasaların iptal edilmesi, terör mahkemelerinden çıkarılan haksız hükümlerin geçersiz kılınması ve medeni ile mülk belgelerine ilişkin olağanüstü güvenlik önlemlerinin iptal edilmesidir.
Bir madde ise, geçiş dönemi adaletini sağlamak amacıyla, etkili bir şekilde çalışan, mağdurlara dayalı bir danışma mekanizması kuran bir komisyonun oluşturulmasını öngörmüştür. Bu komisyon, sorumluluğu belirlemek, gerçekleri ortaya çıkarmak, mağdurları ve hayatta kalanları adaletle ödüllendirmek ve şehitleri onurlandırmak için çalışacaktır.
Geçiş dönemi süresi beş yıl olarak belirlenmiştir; bu, iç veya dış çatışmalardan çıkmış birçok ülkenin uyguladığı bir yaklaşımdır. Ancak Suriye’nin yaşadığı yıkım, diğer ülkelerin yaşadıklarından çok daha büyük olduğundan, güvenli ve tarafsız bir ortam oluşturmak için yeterli zamanın verilmesi gerekmektedir.
Anayasada ayrıca, kalıcı bir anayasa yazmak üzere bir komite kurulması gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda şu sonuca varabiliriz:
Devrim, ne kadar büyük olursa olsun, hukuki ilkeler ürettiği sürece kalıcı olur ve bu etkiler, gelecek nesiller için bir miras bırakır. Hukuki etkiler, devrim ve isyanın aksine sürekli olacaktır. Herhangi bir devrim hareketi, hukuki etkileriyle hatırlanır ve esas olarak o ilkeler üzerinden incelenir. Şiddet ve isyanın şiddetinin büyüklüğü ne olursa olsun, tarihte bir vaka olarak değerlendirilir; oysa anayasal etki, geçmişte, günümüzde ve gelecekte ele alınabilir ve bu etki üzerine yeni yapılar inşa edilebilir.
Bu metinde yer alan tüm açıklamalar ve ayrıntılar, umarız Suriye devletinin, halkının ve liderliğinin bu geçiş dönemi sürecinde daha fazla istikrar ve ulusun yeniden inşasına yardımcı olmak için bir rehber olur. Allah’ın izniyle, başarılı bir dönem olur.
Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
15.03.2025 Üsküdar
النص الكامل للإعلان الدستوري السوري خلال المرحلة الانتقالية
وقّع الرئيس السوري الانتقالي أحمد الشرع، اليوم الخميس، مسودة الإعلان الدستوري، لتصبح إعلاناً دستورياً للبلاد خلال المرحلة الانتقالية. وفيما يلي النص الكامل للمذكرة الإيضاحية للإعلان الدستوري:
السلام عليكم ورحمة الله وبركاته
السيد رئيسَ الجمهورية العربية السورية أضع أمام مقامكم إحاطةً لمسودة الإعلان الدستوري
مشروعية الإعلان الدستوري
تكللت الثورةُ السوريةُ المباركة بانتصارٍ عظيمٍ في 8 كانون الأول 2024، أفضى إلى عهدٍ وتاريخٍ جديدين في سورية، فكان “مؤتمرُ إعلان انتصار الثورة السورية” يوم 29 كانون الثاني 2025، إذْ أَعلنَ فَناءَ النظامِ السياسي البائد وما حوى من نُظُمٍ تكبّلُ إرادةَ الإنسان وتقيدُ حريتَه، ملغياً دستورَ 2012 والسلطاتِ والأحزابَ المنبثقةَ عنه، مؤسِّساً لواقعٍ سياسيٍ واجتماعيٍ جديدٍ، مُنتخِباً رئيساً للجمهورية، وقد أَوكَلَ إليه إدارةَ البلاد، وكان التأسيسُ للشرعيةِ الشعبيةِ الهاجسَ الأول لدى القيادة الجديدةِ رغمَ الظروفِ الصعبةِ، فتمت الدعوةُ إلى مؤتمرِ حوارٍ وطنيٍ بين السوريين والذي ركّزَ في بيانِه الختامي الصادرِ في 25 من شهر شباط عام 2025 على التغييرِ والانتقال مما هو كائنٌ إلى ما يجبُ أن يكون، على أن يتألفَ هذا التغييرُ من عمليتين متكاملتين مِن الهدمِ والبناء، هدمِ النظامِ القانونيِّ السابق – والدستورُ الرسميُّ في مقدّمة ذلك – وبناءِ نظامٍ قانونيٍ جديدٍ يستمدُّ قيمتَه من قيم السوريين، يتمثّلُ بإيجادِ قواعدَ دستوريةٍ لتسييرِ المرحلةِ الانتقالية.
وصدرَ قرارُ السيدِ رئيسِ الجمهوريةِ في الثاني من آذار عام 2025 بتشكيلِ لجنةٍ من أجلِ صياغةِ مُسوَّدةِ الإعلانِ الدستوري الذي ينظّمُ المرحلةَ الانتقاليةَ في سورية.
إنَّ الإعلانَ الدستوريَّ يستمدُّ مشروعيّتَه من الضرورة الواقعية التي ينبغي أن تضمن تسييرَ عملِ السلطاتِ في الدولة، ومِن إعلانِ النصر الذي يُعدَّ مؤسِّساً لأوّلِ قواعدِ الدستور، مرتكزةً على مخرجاتِ مؤتمرِ الحوارِ الوطني المؤسِّسِ في قادمِ الأيام لشرعيةٍ شعبيةٍ حقيقيةٍ تُمهّدُ لبناءِ سورية الجديدة.
من حيث الشكل
دأبت اللجنةُ منذ اللحظة الأولى لصدورِ قرارِها، على إنجازِ المُهمّةِ الموكلةِ إليها، في جوٍ يسودُه النقاشُ البنّاءُ وتبادُلُ الأفكار والخبرات، يحدوها الإخلاصُ لسورية وشعبها، وتحركت اللجنةُ في عملِها ضمن فضاءٍ من الحريةِ ومساحةٍ واسعةٍ غيرِ مقيّدةٍ أو محدّدة.
عَمَدت اللجنةُ إلى تقسيمِ الإعلانِ الدستوري إلى مقدّمةٍ وأربعةِ أبواب، كان البابُ الأولُ عن الأحكامِ العامة وتضمّنَ إحدى عشْرةَ مادة، والبابُ الثاني عن الحقوقِ والحريات متضمناً اثنتَي عشْرةَ مادة.
وخُصِّصَ البابُ الثالث لمعالجةِ شكل نظامِ الحكم والسلطاتِ في المرحلةِ الانتقالية في أربعٍ وعشرين مادة، أما البابُ الرابع فقد جاءَ للأحكام الختامية في ستِّ مواد.
من حيث الموضوع
1- في الأحكام العامة
تُجمِعُ الدساتيرُ على تحديدِ اسمِ الدولة وهُويّتِها، ضمن الأحكام العامة، ولأنَّ اسمَ الدولة وهُويتَها محدّدانِ منذ دستورِ سورية لعامِ 1920، وقد استمرَّ الأمرُ على ذلك في مجملِ الدساتير حتى غدا اسمُها عُرْفاً دستورياً، لذا لم تعمَد اللجنة إلى تغيير ما تعارفَ عليه السوريون منذ تأسيس الدولة، لقناعةِ اللجنة أنَّ شرعيّتَها ومشروعيةَ ما تنتجُ لا تحتملُ التغييرَ في الأحكامِ العامة، ومنها اسمُ الدولة الذي بقي الجمهوريةَ العربيةَ السورية.
وأبقينا على دينِ رئيسِ الدولة وهو الإسلام، فتاريخُ هذه المادة يحدّثُنا أنّها جاءَتْ حلّاً وسطاً بين من يريدُ تحديدَ دينِ الدولة، وبين من يرفضُ ذلك، فكانَ الحلُّ الدستوريُّ بأنْ يكونَ الدينُ للرئيسِ محدداً، وإننا على يقين أنّه كما وصلَ أجدادُنا إلى صيغٍ توافقيةٍ لحلِّ خلافاتِهم الدستورية، فإن الأبناءَ قادرونَ على ذلك في دستورٍ دائم، ثم أبقينا الفقهَ الإسلاميَّ مصدراً أساسياً من مصادرِ التشريع، هذا الفقهُ الذي يُعَدُّ ثروةً حقيقيةً، لا ينبغي التفريطُ بها.
ومن منطلقٍ وطنيٍ خالص تم التأكيدُ على التزامِ الدولة بالحفاظِ على وحدةِ الأرض والشعب من خلالِ إدارةِ التنوعِ وحفظِ الحقوقِ الثقافية واللغويةِ لكل السوريين. بما يتلاءَمُ مع دولةِ المواطنةِ.
وكانت هناك موادُّ لإعادةِ الإعمارِ وحوكمةِ مؤسسةِ الجيشِ والأمن بما يتوافقُ مع مَهامِّهم في حفظِ الأمنِ الداخلي والخارجيِ وينسجمُ مع حقوقِ الإنسانِ وحُرياتِه
2- في الحقوق والحريات
القانونُ اﻟدﺳﺗوريُ ﻫو ﻗﺎﻧونُ ﻓنٍّ وﺻﻧﺎﻋﺔِ اﻟﺣرﯾﺔ، ﻓﻐﺎﯾﺗُﻪ ﺗﻧظﯾمُ اﻟﺣرﯾﺔ، ووﺿﻊُ اﻹطﺎرِ اﻟﻔﻌﻠﻲ اﻟذي ﻣن ﺧﻼﻟﻪِ ﯾﺳﺗردُّ اﻟﺷﻌبُ ﺣﻘوﻗَﻪ وﺣرﯾﺎﺗِﻪ، وبعضُ الفقهِ الدستوري يرى أن الدولةَ التي دستورُها لا يحمي حريةَ شعبِها هي دولةٌ بلا دستور.
من هذا المنطلق كان حرصُنا على بابٍ خاصٍ للحقوق والحريات رغم ما يعتري المراحلَ الانتقاليةَ من عدمِ استقرارٍ أمنيٍ وسياسي، لذلك عمَدنا إلى خلقِ حالةٍ من التوازن بين الأمنِ المجتمعيِّ والحرية، فجاءَت النصوصُ تعالجُ الواقعَ الحاليَّ مستفيدةً من تغوّلِ الأمسِ على الحقوقِ والحريات.
جاءَ النصُ الأول يعلنُ التزامَ الجمهوريةِ العربية السورية باتفاقياتِ حقوقِ الإنسان المُصدَّقِ عليها من قبل الدولةِ السورية، وهذا النصُّ يشكّلُ سابقةً في التاريخِ الدستوريّ السوري، إذْ عمَدَ النظامُ البائدُ سابقاً إلى توقيعِ الاتفاقياتِ الدَولية الناظمةِ لحقوقِ الإنسان من دونِ أيّ التزام، من هنا جاءَت ضرورةُ النصِّ على الالتزامِ بها.
كما نصَّ الإعلانُ الدستوريُّ على مجموعةٍ كبيرةٍ من الحقوق، منها حريةُ الرأيِ والتعبيرِ والإعلامِ والنشرِ والصحافة، وصانَ حرمةَ الحياةِ الخاصة، معلناً بذلك توازناً بين الحريات.
أما لجهةِ المشاركةِ السياسيةِ التي كان النظامُ السابقُ يعتبرُها امتيازاً، وليس حقاً، وقد أعطى هذا الامتيازَ لمجموعةٍ من الأحزابِ المواليةِ له بشكلٍ مباشِرٍ أو غيرِ مباشر، ومن أجلِ استئنافِ مشاركةٍ سياسيةٍ حقيقيةٍ قائمةٍ على المساواةِ بين الجميع، فقد كانَ لا بدَّ من النصِّ على صدورِ قانونٍ جديدٍ ينظّمُ المشاركةَ السياسيةَ على قدْرٍ من المساواةِ والأسسِ الوطنية.
كما تمَّ ضمانُ حقِّ الملكيةِ الذي تعرّضَ في المرحلةِ السابقةِ لانتهاكاتٍ خطيرة.
وانطلاقاً من مكانةِ المرأةِ في المجتمع السوري فقد تمَّ النصُ على حقِّها في المشاركةِ بالعملِ والعلمِ وكفالةِ الحقوقِ الاجتماعيةِ والاقتصاديةِ والسياسيةِ لها.
وحتى لا تتساوى الحريةُ مع القيدِ تمَّ النصُّ على مجموعةٍ من الضوابطِ التي يحتاجُ إليها كلُّ مجتمعٍ لضبطِ الحرياتِ كي لا تتحوّلَ إلى فوضى.
3- نظام الحكم خلال المرحلة الانتقالية
لقد عانى السوريونَ سابقاً من تغوّلِ رئيسِ الجمهوريةِ على باقي السلطات، معتمداً بتغولِهِ على النصِّ الدستوريّ، مما ولّدَ أنظمةً سياسيةً مشوهة، لم تلتزم السلطاتُ السوريةُ السابقة منذ عام 1958 بخصائصِ النظامِ السياسي الذي تختارُه، فإنْ اختارت نظاماً شبهَ رئاسيٍّ أعطت لموقعِ الرئاسةِ أكثرَ مما يمنحُهُ إياهُ النظامُ نفسُه، فتلوي عنقَ خصائصِ ذلك النظام مما يشكّلُ اعتداءً صارخاً وواضحاً على مبدأِ فصلِ السلطات.
لذلك كانت المُهمةُ الأولى لنا وضعَ النظامِ السياسي على سكتِهِ الدستورية من خلال الالتزامِ بخصائصِ النظام السياسي. ولأنَّ مبدأَ فصلِ السلطات كان غائباً عن النُظُم السياسيةِ السورية تعمّدْنا اللجوءَ إلى الفصلِ المطلقِ بين السلطات.
السلطة التشريعية
يمارس مجلسُ الشعب السلطةَ التشريعية.
وعلى الرغم من تفويضِ السيدِ رئيس الجمهورية باختيارِ أعضاءِ مجلسِ الشعب من قبل مؤتمرِ النصر، فإنّه آثرَ الانتخابَ لأعضاءِ الهيئةِ التشريعية بما يتناسبُ مع طبيعةِ المرحلةِ الانتقالية وعدمِ توفّرِ البيئة الآمنةِ والمحايدة لإجراءِ انتخاباتٍ على كاملِ الدولة السورية، واحتفظَ بتعيين الثلثِ حرصاً على مشاركةِ الجميع في المجلس، حتى يتسنى له سدُّ النقصِ الحاصلِ في تمثيلِ المرأة أو الكفاءات. هذا من جهةٍ يعطيه بعضَ الاستقلالية، ومن جهةٍ أخرى فبعد تعيينِ عضوِ المجلسِ من الرئيس فإنه تُركَ أمرُ عزلِه أو فصلِه أو قَبولِ استقالتِه للمجلسِ ذاتِه.
ويتولى مجلسُ الشعب العمليةَ التشريعيةَ كاملةً وبشكلٍ منفرد والعفوَ العام، وله الحقُّ في عقد جلساتِ استماعٍ للوزراء، يأتي كلُّ ذلك تأكيداً على الفصلِ بين السلطات.
في السلطة التنفيذية
السلطةُ التنفيذيةُ يتولاها رئيسُ الجمهورية يساعدُه في مهامِّه وزراء، وقد رأينا أنَّ حصرَ السلطةِ التنفيذية بيد الرئيس في المرحلةِ الانتقالية يشكلُ خِياراً مناسباً مبنياً على ضرورةِ سرعةِ التحركِ لمواجهة أيِّةِ صِعابٍ أو أحداثٍ في المرحلة الانتقالية، كما أن علاقةَ الوزير المباشرة برئيس الدولة تتيحُ له الحلولَ وتمنعُ الآخرين من التدخلِ بعملِه.
وفي صددِ السلطات الاستثنائية فإنه لم يتمَّ منحُ الرئيس إلا سلطةً استثنائيةً واحدةً وهي إعلانُ حالةِ الطوارئ، في حين كانت الأنظمةُ السوريةُ السابقةُ تمنحُ الرئيسَ سلطاتٍ استثنائيةً أكثرَ من العادية، وقد تمَّ ضبطُ سلطةِ الطوارئ بالوقتِ والموافقةِ من مجلس الشعبِ في حال أرادَ التمديد.
في السلطة القضائية
إلى ساحة القضاء يُهرَعُ الناسُ يلتمسون فيها العدلَ والإنصاف، فالناس أمام القضاء سواء، لا يُرهَبُ أحدٌ لقوّتِه، ولا يُستخَفُّ بحقِّ أحدٍ لهوانِه وضعفِ حيلتِه.
والقضاةُ هم ضميرُ الأمة، ورمزُ إرادتِها، وأصلُها في إعلاءِ كلمةِ الحق والعدل التي أودعها اللهُ أمانةً بين أيديهم، وأحكامُ القضاءِ في هذا السبيل مصابيحُ يأتمُّ بها الهداة.
لذلك أكدَ الإعلانُ الدستوري على استقلاليةِ السلطة القضائيةِ وحياديّتِها ومنعِ إنشاءِ المحاكمِ الاستثنائية التي عانى منها السوريون كثيراً في المرحلةِ الماضية، ولا سلطانَ على القُضاةِ إلا للقانون.
ولقد أخذت الدولةُ السورية القضاءَ المزدوج (القضاءَ الإداري والعادي) منذ زمن بعيد، لذلك حافظَ الإعلانُ الدستوريُ على هذا التاريخ القضائي، لأنَّ الانتقالَ إلى قضاءٍ منفردٍ في المرحلة الانتقاليةِ سيجدُ أمامَه من العقبات التي يصعبُ تجاوزُها.
وعمَدْنا إلى حلِّ المحكمةِ الدستورية القائمةِ لأنها من بقايا النظام البائد، وإعطاءِ الحقِّ لرئيس الجمهورية بتعيين محكمةٍ دستوريةٍ جديدةٍ تمارسُ مَهامَّها وَفقَ القانون السابق، ريثما يَصدرُ قانونٌ جديدٌ ينظّمُ عملَها واختصاصاتِها.
4- الأحكام الختامية
في المجتمعاتِ التي تحاولُ إعادةَ بناءِ نفسِها من جديد والانتقالَ من تاريخٍ عنيفٍ يتّسمُ بانتهاكاتٍ جسيمةٍ لحقوق الإنسان ارتُكِبَت في سياقِ ممارسةِ القمعِ أو في سياقِ نزاعٍ مسلّح أو غيرِ ذلك من السياقاتِ الأخرى، تبرزُ تساؤلاتٌ بالغةُ الأهمية تتناولُ كيفيةَ الاعترافِ بالانتهاكاتِ ومنعِ تكرارِها، وتلبيةِ مطالبِ العدالة واستعادةِ نسيجِ المجتمعاتِ المحليةِ الاجتماعي، وبناءِ سلامٍ مستدام.
والعدالةُ الانتقاليةُ هي النظامُ الذي يسعى إلى بذلِ كلِّ ما يلزمُ كي تنجحَ المجتمعاتُ في التعاملِ مع مثل هذا الأرث الصعب، وتُطوّرُ أدواتٍ مختلفةً من أجل تحقيقِ هذه الغاية.
ولأنَّ الشعبَ السوري وقعَ ضحيةَ أكبرِ انتهاكاتٍ موثقةٍ في التاريخ المعاصر كان لابد من النصِّ على العدالةِ الانتقالية التي هي مطلبُ كلِّ السوريين بشكلٍ عامٍ ومطلبُ السوريين في مؤتمرِ الحوار الوطنيِّ بشكل خاص.
وقد جاءت دسترةُ العدالة الانتقالية في مادتين الأولى مَهّدت الأرضيةَ المناسبةَ لتحقيق العدالةِ الانتقالية من خلال مجموعةٍ من الإجراءات، منها إلغاءُ القوانينِ الاستثنائية، وإلغاءُ مفاعيل الأحكام الجائرة الصادرةِ عن محكمةِ الإرهاب وإلغاءُ الإجراءاتِ الأمنية الاستثنائيةِ المتعلقة بالوثائق المدنيةِ والعقارية.
وقد انفردتْ مادةٌ بإحداثِ هيئةٍ لتحقيقِ العدالةِ الانتقالية تعتمدُ آلياتٍ فاعلةً تشاوريةً مرتكزةً على الضحايا، لتحديدِ سبلِ المُساءَلة، ومعرفةِ الحقائق، وإنصافِ الضحايا والناجين، بالإضافةِ إلى تكريم الشهداء.
وتم تحديدُ المرحلةِ الانتقالية بخمسِ سنواتٍ أسوةً بكثيرٍ من الدول التي خرجت من صراعٍ داخليٍ أو خارجي، وإنَّ ما مرت به الدولةُ السورية من خرابٍ ودمارٍ يفوقُ بكثيرٍ ما كان عند الدول الأخرى لذلك لابدَّ من إعطاءِ الوقتِ الكافي لإنشاءِ بيئةٍ آمنةٍ ومحايدة.
كما نصَّ الإعلان الدستوري على ضرورةِ تشكيلِ لجنةٍ لكتابة دستورٍ دائمٍ، وإننا نختم في هذا المجال بالقول:
إنَّ الثورةَ تتخلدُ بمقدارِ ما تَصنعُ من مبادِئَ قانونية، تتركُ أثرَها للأجيالِ القادمة، هذا الأثرُ القانونيُ يبقى وفعلُ التمرّدِ يزول، فإذا ما أخذنا أيَّ حركةٍ ثوريةٍ فإننا سنجدُها تخلّدت بآثارِها القانونية، لتبقى الأجيالُ تذكرُها وتعملُ بمبادئِها، ومهما كان حجمُ التمرد وما رافقَه من عنفٍ فهو يُدرسُ كحالةٍ تاريخيةٍ سابقة، أما الأثرُ الدستوريُ فهو يُدرَسُ كحالةٍ سابقةٍ وحاضرةٍ ومستقبليةٍ يمكنُ البناءُ عليها.
وعلى كلِّ ما ورد في هذه الإحاطة، من تبيانٍ أو تفصيلٍ أو تكثيف، فإننا نرجو أن تكونَ مُسوّدةُ الإعلان الدستوري، رافعاً ناهضاً ومعيناً، للدولة السورية أرضاً وقيادةً وشعباً، في هذه المرحلة الانتقاليةِ المُمهِّدةِ لمزيدٍ من الاستقرارِ وإعادةِ بناءِ الوطن والحياة إن شاء الله.