Bayramı İhtilafa Vesile Kılanlar ..
Her Yıl Tekrar Eden Manzara: Bölünmüş Bayramlar
Her yıl aynı manzara tekrar ediyor: Bazı Müslüman ülkeler bugün bayram ilan ederken, diğerleri yarına kadar bekliyor. Yan yana olan şehirlerden bazıları orucu açarken, diğerlerinde oruç devam ediyor! Bir grup ilmî hesaplamalara dayanırken, diğerleri hilalin gözle görülmesini esas alıyor. Peki, bu bölünmenin sebebi sorulduğunda ne deniyor? Birçoğu şu hadisi delil gösteriyor:
“Hilali gördüğünüzde oruca başlayın ve onu gördüğünüzde iftar edin.” (Buhârî ve Müslim)
Sanki bu hadis, ümmeti bölmek için bir gerekçeymiş gibi!
Peki, gerçekten maksat bu muydu? 🤔
🔹 Hadis, ümmetin birlik içinde bir hilal görüşünü esas alması gerektiğini ifade ederken, bu “her ülkenin kendi başına oruç tutup kendi başına iftar etmesi” anlamına mı gelir? Geçmişte haberleşme imkânlarının sınırlı olması sebebiyle oruç başlangıcında ihtilâf yaşanabiliyordu. Ancak bugün, dünyanın herhangi bir noktasında hilalin tespit edildiği anı anında öğrenebiliyoruz! Öyleyse, birlik sağlayabilme imkânımız varken neden hâlâ bölünmüş durumdayız?
🔹 Âlimler bu konuda ne dedi?
İslâm İşbirliği Teşkilâtı, 1970’lerden beri hilalin görülmesini birleştirmek için çaba sarf etmiş ve şu sınırlı anlaşmayı kabul etmiştir:
“Eğer bir ülkede hilal görülürse, geceyi o ülkeyle paylaşan diğer ülkelerde de bayram ilan edilir.”
Buna rağmen bu karar uygulanmamıştır. Büyük âlimlerden İbn Teymiyye, İbn Useymîn ve İbn Bâz, ümmetin maslahatı gerektiriyorsa orucun ve bayramın birleştirilmesinin mümkün ve meşru olduğunu belirtmişlerdir. O hâlde, Müslümanların birliği gibi büyük bir maslahat varken neden bu meselede hâlâ bölünmüş durumdayız?
🔹 Geçmişte durum nasıldı? 🤔
Osmanlı Hilâfeti döneminde (101 yıl önce), oruç ve bayram ilanı İstanbul’dan yapılır ve tüm vilâyetlere bildirilirdi. 19. yüzyılda telgrafın yaygınlaşmasıyla, Şam, Irak, Hicaz ve Mısır’daki Müslümanlar hep birlikte oruca başlar ve bayram yaparlardı. Sadece Yemen, Tunus ve Cezayir gibi uzak vilâyetlerde küçük istisnalar olurdu. Ancak yine de ümmet bugünkünden daha fazla birlik halindeydi.
⚡ Peki, şimdi ne değişti?
Bugün, ümmeti bir arada tutacak bir liderlik (İslâm Hilâfeti) yok ve Müslümanlar, fıkhî ayrılıklardan önce siyasî olarak bölünmüş durumdalar. Artık her devlet, diğerlerinden bağımsız olarak kendi kararını alıyor; hatta ibadetlerde bile!
100 yıl önce Lübnan ve Suriye tek bir devletti. Ama bu yıl görüyoruz ki Lübnan ve Filistin bayram yaparken, Suriye ve Ürdün bir gün daha oruç tutuyor!
🔴 Eğer sömürgeciler sınırlarımızı farklı bir şekilde çizmiş olsaydı, bugün hepimiz birlikte oruç tutar ve bayram yapardık! Bu da gösteriyor ki, asıl mesele fıkhî değil, siyasîdir!
Her nerede olursanız olun, Ramazan Bayramınız mübarek olsun! ✨✨
Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
30.03.2025 Üsküdar
Daha Ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler için:👇
https://www.aynamayansiyanlar.com/makalelerim/tercumeler/siyonist-ve-ingilizlerin-ramazan-ve-bayram-hilali-ile-oynamasi/
Aynı Konuya Farklı Bir Zaviyeden Bakan:👇
Ramazan Ayının Başlangıcı ve Sonunu Belirlemede Astronomik Hesaba Geçme Vakti Geldi.
Müslümanlar, ya da büyük çoğunluğu, neden aynı gün oruca başlamıyor ve aynı gün bayram etmiyor?
İlim ve iletişim çağında, İslâm ülkelerinin Ramazan ayının başlangıcında ve bitişinde ortak bir karara varması mümkün değil mi?
Neden Müslüman âlimler, namaz vakitlerini belirlerken astronomik hesaba dayanırken, orucun başlangıcı ve bitişi konusunda bunu dikkate almıyor?
Namaz vakti geldiğinde astronomik hesaba uymayanlar günaha girdiğini düşünürken, orucun başlangıcını bir veya iki gün geciktirmekten ötürü günah işlemiş sayılmıyorlar mı? Hâlbuki bu durum, Ramazan ayının bir ya da birkaç gününü yemeye sebep olabiliyor.
Oruç ayının başlangıcını ve bitişini, aynen namaz vakitlerini öğrendiğimiz gibi, sadece astronomik hesapla belirlememiz mümkün değil mi?
Bazı din âlimleri neden hilâli gözlemleme yöntemine sıkı sıkıya bağlı kalıyor ve bu gözlem sonucunda orucun başlangıcını ve bitişini kesin ve kolay bir şekilde belirleme gayesini göz ardı ediyor?
Bu ve benzeri sorular, her yıl Ramazan ayı başlarken ve biterken Müslümanlar arasında tartışılmaktadır. Nitekim bu yıl da Ramazan’ın başlangıcında benzer tartışmalar yaşandı.
Geçen yıla dönüp baktığımızda, 2024 yılında Ramazan’ın başlangıcı olarak 13 Mart Salı günü ilan edilmesi, özellikle Ürdünlüler arasında birçok soru ve itiraza yol açtı. Zira bu karar, Ürdün’ün çevresindeki ülkeler ve çoğu Arap ve İslâm ülkesi tarafından alınan kararla çelişiyordu. Onlar 11 Mart Pazartesi günü oruca başlamışlardı. Tartışmalar daha da alevlendi, çünkü milyonlarca Ürdünlü, 11 Mart Pazartesi günü akşam namazından sonra hilâlin gökyüzünde açıkça görüldüğünü gözlemledi. O sırada hilâlin yaşı yaklaşık otuz saatti. Aynı durum bu yıl da Ramazan ayının bitişinde tekrar yaşandı ve böylece Müslümanlar her yıl devam eden bir belirsizlik ve sıkıntı içinde kalıyor.
Bu tür sıkıntıların her yıl tekrarlanması, ya Ramazan ayının ya da Şevval ayının başlangıcında yaşanan düzensizliklerin artık bir alışkanlık hâline geldiğini gösteriyor. Hâlbuki diğer dinlere mensup topluluklar, dinî günlerini uzun zaman öncesinden kesin olarak belirleyebilirken, Müslümanların hâlâ bu belirsizlik içinde kalması, birçok kişi tarafından bir geri kalmışlık işareti olarak görülmektedir.
Bu noktada İslâm dünyasındaki dinî kurumlara şu soru yöneltilmelidir:
Hilâlin doğum zamanını ve ayın hareketlerini kesin şekilde belirleyen astronomik hesaplar mevcutken neden hâlâ çıplak gözle hilâl görme yönteminde ısrar ediliyor?
Bu ısrarın temel sebebi, hiç şüphesiz Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in şu sahih hadisidir:
“Hilâli gördüğünüzde oruca başlayın, tekrar gördüğünüzde iftar edin. Eğer hava kapalı olursa, Şaban ayını otuza tamamlayın.” (Buhârî, Müslim)
Bu hadis, İslâm âlimlerinin büyük çoğunluğunun, Ramazan ayının girişini ve çıkışını belirlemede astronomik hesaplara tamamen güvenmemesinin temel dayanağıdır. Bununla birlikte, günümüzde birçok İslâm ülkesi, açıkça veya dolaylı olarak astronomik hesapları esas almaktadır.
Ancak, dinî konulara aşina olmayanlar için bu hadisin lafzî yorumuna dayanmak ikna edici gibi görünse de, İslâm dünyasının önde gelen âlimlerinden birçoğu, bu hadisin bağlamını ve maksadını göz önünde bulundurarak farklı bir görüş benimsemiştir.
Örneğin, eski Ezher Şeyhi Muhammed Mustafa el-Merâğî, Şeyh Ahmed Muhammed Şâkir, Dr. Mustafa ez-Zerkâ, Dr. Yusuf el-Karadâvî gibi âlimler (Allah onlara rahmet eylesin), bu hadisin o dönem için geçerli olduğunu, çünkü Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) ümmetinin o dönemde okuma yazma bilmeyen bir toplum olduğunu belirtmişlerdir.
Nitekim, Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir başka hadisinde şöyle buyurmuştur:
“Biz hesap bilmeyen bir ümmetiz. Yazı yazmayız, hesap tutmayız.” (Buhârî)
Dolayısıyla, Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), ümmetin en kesin ve ulaşılabilir yönteme uymasını istemiştir. O dönemde bu yöntem, doğal olarak çıplak gözle hilâl gözlemiydi. Ancak eğer günümüzde olduğu gibi daha kesin ve bilimsel yöntemler mevcut olsaydı, Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu yöntemleri tercih edeceği açıktır. Çünkü O (sallallâhu aleyhi ve sellem),
“Allah, biriniz bir iş yaptığında onu en güzel şekilde yapmasını sever.” (Taberânî)
ve
“Kolaylaştırın, zorlaştırmayın.” (Buhârî, Müslim)
buyurmuştur.
Ayrıca, Hz. Ömer (radıyallâhu anh) kıtlık senesinde hırsızlık cezasını uygulamayı durdurmuş, çünkü açlıktan dolayı hırsızlık yapanlara ceza vermeyi uygun görmemiştir. Bu da İslâm’ın, insanların maslahatına uygun hükümler koyduğunu gösterir.
Bugün, astronomik hesapların kesinliği göz önüne alındığında, hilâlin doğumunu tespit etmede astronomiye başvurmak, ümmete kolaylık sağlamak adına en uygun yöntemdir. Bunu yaparken, aynı şekilde namaz vakitlerini belirlemede astronomik hesaplara güvendiğimiz gibi hareket etmeliyiz. Kimse, namaz vakitlerinin belirlenmesi için her gün güneşi gözlemlemeyi talep etmez; bunun yerine herkes telefonundaki veya takvimindeki namaz saatlerine bakarak hareket eder.
Öyleyse neden oruç konusunda da aynı yöntemi benimsemeyelim?
Bugün Ürdün ve birçok İslâm ülkesi, astronomik hesapları sadece olumsuzlama (nefiy) için kullanmaktadır; yani hilâlin görülemez olduğunu göstermek adına. Bu da demektir ki, astronomik hesaplar kesin ve bağlayıcı bir ölçü hâline gelmiştir. Öyleyse neden bunu tam olarak benimsemeyelim?
Sonuç olarak, İslâm hukukunun temel hedeflerinden biri de, ümmeti sıkıntıdan kurtarmak ve kolaylaştırmaktır. Ancak her yıl tekrar eden bu belirsizlik ve tartışmalar, Müslümanları gereksiz bir yük altına sokmaktadır.
Bu sebeple, artık Ramazan ayının başlangıcı ve sonunu belirlemede kesin astronomik hesapların esas alınmasının vakti gelmiştir.
Dr. Nebîl Sa’dûn
Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
03.04.2025 Üsküdar
Yazının Arapça Aslı İçin:👇
https://www.addustour.com/articles/1482377-آن-الأوان-لاعتماد-الحساب-الفلكي-في-إثبات-دخول-ونهاية-شهر-رمضان-المبارك
En Başta Tercüme Ettiğim Yazının Arapça Metni:👇
👈في كل عام يتكرر المشهد ذاته: دول مسلمة تعلن العيد اليوم، وأخرى تنتظر للغد، مدن متجاورة يفطر بعضها بينما يستمر الصيام في الأخرى!، البعض يتبع الحساب الفلكي، وآخرون يعتمدون على رؤية الهلال، وعندما يُطرح السؤال عن سبب هذا الانقسام، يستشهد البعض بحديث الرسول ﷺ: «صُوموا لرؤيته وأفطِروا لرؤيته»، وكأن هذا الحديث مبرر لتقسيم الأمة!
لكن، هل كان هذا هو المقصود حقًا؟ 🤔
🔹 رغم ان الحديث يتكلم عن رؤية موحدة للأمة وليس مجزأة
فهذا لايعني ان : “كل بلد يصوم وحده ويفطر وحده”. وقد كان الاختلاف في الصيام بسبب انعدام وسائل الاتصال، لكن اليوم يمكننا معرفة لحظة ثبوت الهلال في أي مكان في العالم فورًا! فكيف نظل متفرقين رغم قدرتنا على الاتحاد؟!
🔹 ماذا عن رأي العلماء؟
منظمة التعاون الإسلامي سعت منذ السبعينيات لتوحيد رؤية الهلال، وأقرت اتفاق محدود ينص على إذا ثبتت رؤية الهلال في دولة ما، فإن ذلك يسري على الدول التي تشترك معها في جزء من الليل. ومع ذلك، لم يطبق
كبار العلماء، مثل “ابن تيمية وابن عثيمين وابن باز”، أشاروا إلى أن توحيد الصيام ممكن ومشروع إذا اقتضت المصلحة العامة للأمة ذلك. فهل هناك مصلحة أعظم من وحدة المسلمين؟
🔹 فيا تري كيف كان الحال في السابق؟🤔
عندما كانت الخلافة العثمانية قائمة (قبل101عام)، كان الإعلان عن الصيام وعيد الفطر يصدر من العاصمة إسطنبول ويُعمم على كل الولايات. ومع انتشار استعمال التلغراف (في القرن 19)، أصبح المسلمون في الشام والعراق والحجاز ومصر يصومون ويفطرون معًا، مع بعض الاستثناءات البسيطة في الولايات البعيدة، مثل اليمن وتونس والجزائر.فكانت الأمة أكثر وحدة مما هي عليه اليوم.
⚡ فما الذي اختلف الآن؟!
اليوم، غابت القيادة الموحدة (الخلافة الاسلامية)، وأصبح المسلمون منقسمين سياسيًا قبل أن يكونوا مختلفين فقهيًا. كل دولة تتخذ قرارها بمعزل عن غيرها حتي في العبادة الواحدة.
قبل 100 عام، كانت لبنان وسوريا دولة واحدة، وفي هذا العام نرى لبنان وفلسط تعيد بينما سوريا والاردن تصوم يومًا إضافيًا!
🔴فلو ان الأستعمار رسم حدودنا بطريقة مختلفة، لصام الجميع وأفطروا معً، وهذا أكبر دليل على أن المشكلة سياسية أكثر منها فقهية!
وكل عام وانتم بخير أينما كنتم✨✨
تاريخ سوريا عيدالفطرالمبارك