Eşek Oğlu Eşeğin Serzeniş ve Sitemi ..

Biz Iraklıların başına gelenler, sabır ve tahammül etmeye alışmış bir halk olduğumuzun hikayesidir.

Aynı zamanda, dünyanın üçüncü büyük petrol rezervlerine sahip bir ülkede, en temel insan haklarını savunmak ve durumlarını iyileştirmek için başkalarına güvenmeye alışmış bir halkın hikayesidir. Belki söylediklerim bazılarına sert gelebilir, ama gerçek budur. Saddam Hüseyin, göğsümüze oturmuş, bize acıyı tattırmış ve bizi girmememiz gereken savaşlara sürüklemiştir. Eğer halk olarak bir değerimiz ve saygınlığımız olsaydı, bu savaşlara girmezdik. Ancak Saddam, tıpkı ondan önce ve sonra gelenler gibi, bizim kendi kendimize karar alamayacak bir halk olduğumuzu biliyordu. Biz, feryat etmeyi bilmeyen, sadece gözyaşı döken bir halkız. Saddam‘ı biz devirmedik, Amerikalıların onu devirmesine izin verdik ve onlar Bağdat‘ı düşürürken biz de onlarla birlikte kutlama yaptık. Ancak, Amerikalıların varlığından zarar gören ve çıkarları çatışanlar, “İşgale hayır!” sloganını yükselttiğinde, hepimiz bir anda direnişçi ve devrimci olduk. Oysa Irak‘ı savunmak ve işgalin önüne geçmekteki acizliğimizi unuttuk. Batı’nın kucağında büyüyen Irak partileri iktidara geldiğinde, onlara koşuştuk. Bu, güvenli bir liman arayışından değil, mezhepçilik sevgimizden kaynaklanıyordu. Bu partiler altında dağıldık ve her birimiz kendi mezhebine, milliyetine göre ayrıldık. Irak kimliğimizi, bu partilere ve liderlerine sadakat uğruna sattık. Evet, ey cesur Irak halkı, Irak’ı bugünkü durumuna siz getirdiniz. Ne Saddam, ne Amerikalılar, ne de ardı ardına gelen hükümetler bunu yaptı. Hatta gençlerin son zamanlarda çıktığı protestolar bile, umutlarımızı yeşertse de, nihayetinde dini otoritelerin himayesi altına girdi. Herkes kendi yoluna gitti. Dini otorite, “Denenen bir daha denenmez” dediğinde, halkımız sevinçle seçim matemine koştu ve daha önce denemiş olanları yeniden seçti. Dün çalan, öldüren, yağmalayanlar, bugün reformcu ve savaşçı kesildi. Belki de Şair Ahmed Matar‘ın “Eşek oğlu eşek” hikayesi, bize olanları en iyi şekilde anlatıyor. İşte size bugün bu hikayeyi anlatacağım:

Bir varmış bir yokmuş, Arap ahırlarının birinde bir grup eşek yaşarmış. Bir gün, eşeklerden biri yemek yemeyi reddeder. Gün geçtikçe zayıflar, kulakları sarkar ve neredeyse yere yığılacak hale gelir. Baba eşek, oğlunun durumunun her geçen gün kötüleştiğini görür ve onunla yalnız kalıp durumunu anlamaya çalışır. Oğluna sorar: “Neyin var oğlum? Sana en iyi arpayı getirdim, ama sen hala yemeyi reddediyorsun. Bana söyle, neden kendine bunu yapıyorsun?” Küçük eşek başını kaldırır ve babasına şöyle der: “Evet baba, insanlar… Onlar bizi, eşekleri, küçümsüyorlar.” Baba eşek şaşırır ve sorar: “Nasıl yani?” Küçük eşek devam eder:
Görmüyor musun? Biri kötü bir şey yaptığında, ‘Ey eşek!’ diyorlar. Çocukları bir yanlış yaptığında, ‘Ey eşek!’ diyorlar. Acaba biz gerçekten böyle miyiz? Aptallarını eşeklerle kıyaslıyorlar, ama biz öyle değiliz baba. Biz durmadan çalışırız, anlarız, hissederiz…

Baba eşek, oğlunun bu sözleri karşısında şaşkına döner ve ne diyeceğini bilemez. Ancak hemen toparlanır ve kulaklarını oynatarak oğlunu kendi eşek mantığıyla ikna etmeye çalışır: “Bak oğlum, insanlar Allah’ın yarattığı ve diğer canlılara üstün kıldığı varlıklardır. Ancak kendilerine çok kötülük ettiler, sonra da bize, eşeklere, kötü davranmaya başladılar. Hiç gördün mü, bir eşek kardeşinin malını çalsın? Hiç duydun mu, bir eşek diğer eşekleri sırf güçsüz oldukları için işkence etsin? Hiç gördün mü, bir eşek ırkçılık yapsın, renk, cinsiyet veya dil yüzünden diğer eşeklere kötü davransın? Hiç duydun mu, Amerikan eşekleri, Arap eşeklerini öldürmek için planlar yapsın? Hiç gördün mü, bir eşek yabancı bir ülkenin ajanı olsun ve kendi ülkesindeki eşeklere ihanet etsin? Hiç gördün mü, bir eşek ailesini mezhepçilik yüzünden bölsün? Tabii ki duymadın, çünkü eşekler dünyasında böyle insanlık suçları yoktur. Ama insanlar, yaratılışlarının hikmetini biliyorlar mı ve ona göre mi davranıyorlar? İşte bu yüzden oğlum, eşek aklını kullan ve başını dik tut. Annenin ve benim başımızı da dik tut. Sen her zaman ‘eşek oğlu eşek’ olarak kal. Bırak onlar ne derlerse desinler. Bizim için yeter ki, eşek olalım. Yalan söylemeyelim, öldürmeyelim, çalmayalım, gıybet etmeyelim, küfretmeyelim, yaralı ve ölüler varken sevinçle dans etmeyelim.”

Bu sözler küçük eşeği çok etkiler. Hemen arpayı yemeye başlar ve şöyle der: “Evet baba, senin bana öğrettiğin gibi kalacağım. ‘Eşek oğlu eşek’ olarak kalacağım. Sonra toprak olacağım, ama insanların ve taşların yakıt olduğu o ateşe girmeyeceğim.”

Yazan: Gassan Rahmet

Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
23.03.2025 Üsküdar

Mütercimin Notu:👇
Yukarıdaki hikayeyi okuduktan sonra, aşağıda metin ve meallerini yazdığım Ayeti Kerimeleri de dikkat ve itina ile okumanızı rica ediyorum.

فَاِنْ لَمْ تَفْعَلُوا وَلَنْ تَفْعَلُوا فَاتَّقُوا النَّارَ الَّت۪ي وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُۚ اُعِدَّتْ لِلْكَافِر۪ينَ. (سورة البقرة الآية ٢٤)

“Buna rağmen yapamazsanız, ki asla yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ve kâfirler için hazırlanmış bulunan cehennem ateşinden kendinizi koruyun.” (Bakara 24)

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْل۪يكُمْ نَاراً وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلٰٓئِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللّٰهَ مَٓا اَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ٠ (التحريم الآية ٦)

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.” (Tahrim: 6)

Baba oğul eşekler arasındaki konuşma ve anlayışa Kur’an-ı Kerim’de şöyle işaret ediliyor. 👇

‎اَمْ تَحْسَبُ اَنَّ اَكْثَرَهُمْ يَسْمَعُونَ اَوْ يَعْقِلُونَۜ اِنْ هُمْ اِلَّا كَالْاَنْـعَامِ بَلْ هُمْ اَضَلُّ سَب۪يلاً۟. (سورة الفرقان الآية ٤٤)

“Yoksa sen onların çoğunun gerçeği dinlediklerini veya akılla­rını kullandıklarını mı zannediyorsun? Onlar tıpkı hayvan sürüsü gibi­dir. Hatta izledikleri yol bakımından hayvanlardan daha şaşkın durumdadırlar.” (Furkan: 44)

Yine A’raf Süresi 179. Ayette;👇

وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَث۪يراً مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِۘ لَهُمْ قُلُوبٌ لَا يَفْقَهُونَ بِهَاۘ وَلَهُمْ اَعْيُنٌ لَا يُبْصِرُونَ بِهَاۘ . وَلَهُمْ اٰذَانٌ لَا يَسْمَعُونَ بِهَاۜ. اُو۬لٰٓئِكَ كَالْاَنْعَامِ بَلْ هُمْ اَضَلُّۜ . اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ (سورة الأعراف ١٧٩)

“Andolsun ki biz cinler ve insanlardan bir çoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalbleri vardır, bunlarla idrâk etmezler; gözleri vardır, bunlarla görmezler; kulakları vardır, bunlarla işitmezler. Onlar dört ayaklı hayvanlar gibidir. Hattâ onlardan daha da aşağıdırlar. Onlar gaflete düşenlerin ta kendileridir.” (A’râf: 179)

ما يحدث لنا كعراقيين الان هو اننا شعب اعتاد الصبر والتحمل. كما اعتاد على الغير في تحسين احواله والدفاع عن ابسط حقوقة كانسان في بلد يعد ثالثا من حيث الخزين النفطي في العالم. قد يكون كلامي قاسيا على البعض ولكن هذة هي الحقيقة. فصدام حسين جثم على صدورنا ثلاث عقود وارنا المر وادخلنا بحروب ما كان له دخولها لو كان لنا كشعب اعتبار وحسبان لديه. بل كان صدام كما كل من حكمنا قبله وبعدة يعلمون باننا شعب لا يستطيع اتخاذ قراره من تلقاء نفسه. شعب يعرف الونيين لا يعرف الصراخ يعرف العبره لا يعرف النبره. فصدام لم نسقطة نحن كشعب بل سمحنا للامريكان بحتلالنا لسقاطة بدلا عنا واحتفلنا معهم وهم يسقطون بغداد. وحين قرر من تضرر من الامريكان وتواجدهم بالعراق بعد تضارب مصالحة الخاصة معهم رفع شعار لا للحتلال اصبحنا كلنا مقاوميين وثوريين. وتناسينا باننا من تخاذلنا في التصدي والدفاع عن العراق وعدم السماح بدخول المحتل له. وحين تولت الاحزاب العراقية التي كانت منعمى بشرتونات الغرب السلطة تهافتنا عليها (كا مهروش وكع بكروش) وليس لانها ملاذنا لبر الامان بل من حبنا للطائفيه. فتشتتنا تحت تلك الاحزاب وكل حسب مذهبه وقوميته وبعنا تحت قسم الاولاء والطاعه لهم عراقيتنا. نعم ايها العراقيون الاشاوس انتم من اوصلتم العراق لما ال اليه الان. وليس صدام او الامريكان ولا الحكومات التي تلت وتوالت على حكمكم. وحتى المظاهرات الشبابيه التي خرجت وتاملنا بها الاخير الات وسعد ورغد الحياة. ما فتت الا وان وضعت بطولاتها وصرخاتها ومطالبتها تحت رعاية المرجعيه الدينيه. ونفض كل الى غايته. وحين اعلنت المرجعيه عن كلمتها الفصل وقالت علنا وبوضوح (المجرب لا يجرب) خرج شعبنا الابي مبتهجا بعرس العزاء الانتخابي لاختيار كل من جرب. ليكونوا هم انفسهم الذين سرقوا ونهبوا وقتلوا سابقا مصلحون ومغيرون ومقاتلون حاضرا وربما مستقبلا. ولعل ماكتبه الشاعر احمد مطر في قصة حمار ابن حمار اصدق تعبير لما جرى ويجري لنا. لذا سارويها لكم.
كان يا مكان فى أحد الإسطبلات العربية مجموعة من الحمير. وذات يوم أضرب حمار عن الطعام مدة من الزمن. فضعف جسده وتهدلت أذناه وكاد جسده يقع على الأرض من الوهن. فأدرك الحمار الأب أن وضع ابنه يتدهور كل يوم. وأراد أن يفهم منه سبب ذلك. فأتاه على انفراد يستطلع حالته النفسية والصحية التى تزداد تدهورا. فقال له: ما بك يا بنى؟ لقد أحضرت لك أفضل أنواع الشعير. وأنت لاتزال رافضا أن تأكل. أخبرنى ما بك.. ولماذا تفعل ذلك بنفسك؟ رفع الحمار الابن رأسه وخاطب والده قائلا: نعم يا أبى.. إنهم البشر.. دهش الحمار الأب وقال لابنه الصغير: وما بهم البشر؟ فقال له: إنهم يسخرون منا نحن معشر الحمير. فقال الأب: كيف ذلك؟ قال الابن ألا تراهم كلما قام أحدهم بفعل مشين يقولون له يا حمار. وكلما قام أحد أبنائهم برذيلة يقولون له يا حمار.. أنحن حقا كذلك؟ يصفون أغبياءهم بالحمير ونحن لسنا كذلك يا أبى.. إننا نعمل دون كلل أو ملل.. ونفهم وندرك.. ولنا مشاعر..

عندها ارتبك الحمار الأب ولم يعرف كيف يرد على تساؤلات صغيره وهو فى هذه الحالة السيئة.

ولكن سرعان ما حرك أذنيه يمنة ويسرة ثم بدأ يحاور ابنه محاولا إقناعه حسب منطق الحمير.. انظر يا بنى إنهم معشر البشر خلقهم الله وفضلهم على سائر المخلوقات لكنهم أساءوا لأنفسهم كثيرا قبل أن يتوجهوا لنا نحن معشر الحمير بالإساءة. فانظر مثلا.. هل رأيت حمارا خلال عمرك كله يسرق مال أخيه؟ هل سمعت بذلك؟ هل رأيت حمارا يعذب بقية الحمير ليس لشىء إلا لأنهم أضعف منه أو أنه لا يعجبه ما يقولون؟.

هل رأيت حمارا عنصريا يعامل الآخرين من الحمير بعنصرية اللون والجنس واللغة؟

هل سمعت يوما ما أن الحمير الأمريكان يخططون لقتل الحمير العرب من أجل الحصول على الشعير؟

هل رأيت حمارا عميلا لدولة أجنبية ويتآمر ضد حمير بلده؟

هل رأيت حمارا يفرق بين أهله على أساس طائفى؟

طبعا لم تسمع بمثل هذه الجرائم الإنسانية فى عالم الحمير.

ولكن البشر هل يعرفون الحكمة من خلقهم ويعملون بمقتضاها جيدا؟

لهذا يا ولدى أريدك أن تحكم عقلك الحمارى، وأطلب منك أن ترفع رأسك ورأس أمك عاليا.. وتبقى كعهدى بك «حمار ابن حمار»..

واتركهم يا ولدى يقولون ما يشاؤون.. فيكفينا فخرا أننا حمير،

لا نكذب،

لا نقتل،

لا نسرق،

لا نغتاب،

لا نشتم، لا نرقص فرحا وبيننا جريح وقتيل.

أعجبت هذه الكلمات الحمار الابن فقام وراح يلتهم الشعير وهو يقول: نعم سأبقى كما عهدتنى يا أبى.. سأبقى أفتخر أننى «حمار ابن حمار» ثم أكون ترابا ولا أدخل النار التى وقودها الناس والأحجار

غسان رحمة