Hane-i Nebide Bayram Günü ..

Hane-i Nebi’de Bayram Günü

Âlimler, sahih hadislerden istidlâl ederek, bayram günlerinde nefsin genişlemesi ve bedenin dinlenmesiyle ortaya çıkan sevinç ve neşenin, eğer Allah Teâlâ’nın hudutları dâhilinde olursa, dinin şiarlarından biri olduğunu belirtmişlerdir.

Bu minvalde, Hane-i Nebi ve çevresi de bayram günlerinde birtakım sevinç ve kutlama sahnelerine şahit olmuştur. Bu hâdiseler, Rasûlullah –sallâllâhu aleyhi ve sellem–’in gözleri önünde ve bilgisi dâhilinde gerçekleşmiştir.

Ümmü’l-Mü’minîn Âişe -radıyallâhu anhâ- şöyle anlatır:

“Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yanıma girdiğinde, yanımda iki câriye vardı. Bunlar Buâs Günü’ne dair şiirler söyleyerek şarkı söylüyorlardı. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yatağına uzandı ve yüzünü başka tarafa çevirdi. O esnada Ebû Bekir içeri girdi, beni azarlayarak: ‘Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in huzurunda şeytanın mizmarı mı var?’ dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ona yönelerek: ‘Bırak onları!’ buyurdu. Ebû Bekir’in dikkati başka bir yöne kayınca ben câriyelere işaret ettim ve oradan ayrıldılar.” (Buhârî rivayet etmiştir.)

Başka bir rivayette Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

“Ey Ebû Bekir! Her kavmin bir bayramı vardır. İşte bu da bizim bayramımızdır.”

Ahmed b. Hanbel’in rivayetinde ise şu ilâve bulunmaktadır:

“Yahudilerin bizim dinimizde bir genişlik olduğunu bilmelerini istiyorum. Ben, kolaylık üzere bina edilmiş hanîf bir din ile gönderildim.”

Burada dikkate değer bir husus şudur ki, bayram günü şarkı söylemenin câiz olması, sadece küçük câriyelere mahsus olup, yalnızca tef eşliğinde mübah kılınmıştır. Diğer çalgı âletleri bu hükmün dışındadır. Nitekim Âişe -radıyallâhu anhâ,- İbn Mâce’nin rivayet ettiği hadiste bu hususa işaret ederek:

“Onlar (şarkı söyleyen câriyeler) profesyonel şarkıcı değillerdi.” demiştir.

Hâfız el-Begavî şöyle der:

“Buâs Günü, Evs ile Hazrec arasında büyük bir savaşın yaşandığı meşhur bir gündür. Bu harp tam yüz yirmi yıl sürmüştür. Nihayet İslâm gelip bu düşmanlığı sona erdirmiştir. Câriyelerin şarkılarında bu savaş ve cesaret anlatılıyordu ki, bu da dinin bir emrini kuvvetlendirmeye hizmet eden bir durumdu.”

Ümmü’l-Mü’minîn Âişe -radıyallâhu anhâ,- yukarıdaki hadisin devamında başka bir bayram kutlamasına da şöyle işaret eder:

“Bayram günüydü. Sudanlılar deri kalkanlar ve mızraklarla gösteri yapıyorlardı. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ya bana sordu ya da ben kendisinden istedim: ‘Seyretmek ister misin?’ Ben de: ‘Evet,’ dedim. Bunun üzerine beni arkasına aldı, yüzümü yüzüne yaklaştırdı ve: ‘Devam edin ey Benî Erfede!’ buyurdu. Nihayet yorulunca bana: ‘Yeter mi?’ diye sordu. Ben de: ‘Evet,’ dedim. Bunun üzerine: ‘Öyleyse git!’ buyurdu.” (Buhârî rivayet etmiştir.)

Bu hadisler, bayram günlerinin neşe ve sevinç vesilesi kılınmasının, İslâm’ın kolaylık ve genişlik prensibine uygun bir hâl olduğunu ortaya koymaktadır.

Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
01.04.2025 Üsküdar

يوم العيد في بيت النبوة

استنبط العلماء من الأحاديث النبوية الصحيحة أن إظهار السرور في الأعياد بما يحصل من بسط النفس وترويح البدن من شعائر الدين إذا كان في حدود شرع الله. 

هذا وكان البيت النبوي وما حوله يشهد مظاهر الاحتفال بالعيد، على مرأى وعلم من رسول الله ـصلى الله عليه وسلمـ، فعن عائشة أم المؤمنين -رضي الله عنها– قالت: ((دخل علي رسول الله -صلى الله عليه وسلم- وعندي جاريتان تغنيان بغناء يوم بعاث، فاضطجع على الفراش، وحول وجهه، ودخل أبو بكر فانتهرني، وقال: مزمارة الشيطان عند النبي -صلى الله عليه وسلم- فأقبل عليه رسول الله -صلى الله عليه وسلم- فقال: دعهما، فلما غفل غمزتهما فخرجتا)) (رواه البخاري) . وفي رواية أخرى: ((يا أبا بكر إن لكل قوم عيدا وهذا عيدنا))، وفي رواية أحمد: ((لتعلم اليهود أن في ديننا فسحة، إني أرسلت بحنيفية سمحة)).

ومما يحسن التنبيه إليه أن إباحة الغناء في يوم العيد على الصفة المذكورة آنفا إنما هو للبنات الجواري الصغيرات، وهو جائز بالدف دون غيره من آلات الطرب، وقد نبهت لهذا عائشة ـرضي الله عنهاـ -كما في رواية ابن ماجة- قالت: ((وليستا بمغنيتين)).
قال الحافظ البغوي: ويوم بعاث يوم مشهور كان فيه مقتلة عظيمة للأوس على الخزرج، وقد مكثت هذه الحرب مائة وعشرين سنة، حتى جاء الإسلام، وكان شعر الجاريتين في غنائهما فيه وصف الحرب والشجاعة، وفي هذا معونة لأمر الدين.

وهناك احتفالية أخرى تحدثنا عنها عائشة ـ رضي الله عنها ـ متممة لسياق حديثها المتقدم فتقول: ((وكان يوم عيد يلعب السودان بالدرق (الدرع من الجلد) والحراب، فإما سألت رسول الله -صلى الله عليه وسلم- وإما قال: تشتهين تنظرين؟، فقلت: نعم، فأقامني وراءه، خدي على خده، وهو يقول: دونكم يا بني أرفدة، حتى إذا مللت، قال: حسبك؟، قلت: نعم، قال: فاذهبي)) (رواه البخاري).